• Anasayfa
  • Favorilere Ekle
  • Site Haritası
  • https://www.facebook.com/kuantumzeka.ugur
  • https://plus.google.com/kuantumzeka/posts
  • https://www.twitter.com/kuantumzeka
KUANTUM ZEKA ÇIKTI
FACEBOOK'TA TAKİP EDİN
TWİTTER'DA TAKİP EDİN
INSTAGRAM'DA TAKİP EDİN
KİŞİSEL GELİŞİM KAVRAMININ ALGIDAKİ YERİ



 

Düşünme olmaksızın öğrenme zaman ve emek kaybıdır.

Öğrenme olmaksızın düşünme ise tehlikelidir.

 Konfüçyüs

 

Günümüzde milyonlarca insan öğrenmenin, mutluluğun ve başarının peşinden koşuyor ve bir ‘sır’ arıyorlar. Farkındaysanız son yıllarda artan bir ivme ile sırlar âlemine doğru yol almaktayız. Her geçen gün yeni gizemler ve bunlara inanan masum insanlar çıkıyor karşımıza. Hiçbiri bilim ışığında aydınlatmıyor etrafımızı. Yalnız hayal satılıyor ve doğal olarak da alıcıları bundan hiç memnun olmuyorlar.


Her zaman ‘sır’ kavramına temkinli yaklaşmışımdır ve kişisel gelişimi kaosa sürükleyen, ilerlemesine engel olan kavramlardan biri olarak görmüşümdür. Nerede hayatın sırları, mutluluğun sırları ya da başarının sırları gibi tabirleri duysam orada mutlaka ticari bir kaygı görürüm.

Birçok yazar ve entelektüel bu gidişata ‘dur’ dese de kişisel gelişime toptan savaş açarak yarardan çok zarar verdiklerinin farkında bile olamıyorlar, ne yazık ki. Bir şekilde kandırılan insanları koruma içgüdüsüyle, çoğu zaman hiç bilmedikleri bir alana topyekûn savaş açıyorlar.

Bu alanda insanların sorgulaması gereken birçok konu var kuşkusuz. Örneğin; mutlu ve başarılı bir hayatın ‘iste ve olsun’ klişesinden çok daha zor yollardan geçmesi gerektiğidir. Bu alanda dikkat etmeniz gereken tabirler başarı ya da zenginliğin sırrı değil; ‘emek, azim, sabır, irade ve çalışmanın erdemi’ olmalıdır.

Günümüzde çokça karşılaşılan sorunların başında, eğitimlerin bireysel çıkarları ön planda tutması görülmektedir. Bu duruma birçok örnek verebilirim; mesela beden dili ve diksiyon eğitimlerinde bu durumla sıkça karşılaşıyorum. Şöyle ki: Bu eğitimlerin içeriğini karşı tarafı etkileme teknikleriyle şekillendirerek başarıya ulaşmayı vaat etmek erdemli bir yaklaşım olmamaktadır. Buradaki temel sorun insanı yalan makinesine çevirebilme ihtimalidir. Ancak bu durumlardan kişisel gelişim eğitimlerinin sorunlu olduğu çıkarımı değil de bu eğitimleri düzenleyen bazı kişilerin erdem yoksunu olduğunu düşünmek daha mantıklı geliyor bana. Tabi bu eğitimleri amacından saptırarak talep eden firmaların ve insanların da sorumluluğunu unutmamak gerekmektedir.

Yükün dürüstlükse gücün düşer belki; ama başın düşmez.

- Kızılderili Atasözü

Bu aşamada bilgiyi temel alan bilimsel düşüncelere ve hayat boyu öğrenmeye gereken önem acilen verilmesi gerekmektedir. Ancak bu şekilde kişilerin doğru yolu gelişen ve değişen zihin yapılarıyla kendilerinin bulabileceğine inanıyorum. Çünkü bizi koruyabilecek en önemli yol, her alanda ‘farkındalık düzeyi’mizi arttırmak olacaktır.

Şu ana kadar edindiğim deneyimler kişisel dönüşümün toplumsal bazda da önemli etkilerinin olduğudur. Yani bireyi ve toplumu geliştiren, özellikle bireylerin kendi çabalarıyla artı bir değer oluşturduğu her şey diyebilirim kişisel gelişime. Bu açıdan kişisel gelişimin birçok eğitimin bütünü olduğunu ve her bireyin hayatına bir biçimde sokması gerektiğini düşünüyorum.


Kişisel gelişimi büyük bir resim olarak görmeli ve her yaştan insanımıza bu resmi parça parça da olsa öğretmeliyiz ya da ‘Kuantum Zekâ’ kitabında amaçladığım gibi bütünü göstermeli ve bilgiyi bütünsel olarak vermeliyiz.

Kuantum Zeka kitabımın içeriğinde yer verdiğim 150’yi aşkın başlığın ve eğitimin topluma ya da bireye ne gibi zararı olabilir; savaşçı yazarlarımıza sormak istediğim öncelikli soru bu. Savaşa yanlış mevziden başlamak baştan kaybetmektir. Öncelikle bahsettiğim sorunların kaynağını doğru tespit etmeli ve bu sorunları genele yaymamalıyız.

Bu sorunlara devam edecek olursak bir diğer sorun da şu ki; bazı insanlar tarafından bizlere hayatta her şeyin bir uzmanı olduğu ve mutlaka birilerine ihtiyaç duyulduğunun dayatılmasıdır.

Hayatın ve tutacağın yol hakkında

tereddüde ve kararsızlığa düşüp de bir ışık

aradığın zaman, fikrini soracağın kimseyi iyi seç.

- Ord. Prof. Dr. Ali Fuat Başgil

İnsanların kişisel gelişimi ya da kendini gerçekleştirmesi birilerine bağlı olarak da gerçekleştirilebilir. Elbette bu mümkün ve zaten çoğunlukla dünyada olan da bu. Ancak başkalarına bağlı zihinsel süreçlerin, hedeflerin, davranışların ve inançların sürdürülebilir bir yapı oluşturmadığını düşünüyorum. Başkalarına bağlı olarak hayatlarını şekillendiren ve düşünen kişilerin o kişi gittiği ya da bağlantı koptuğu zaman bir boşluğa düşme olasılığı fazladır. Ancak asıl kötüsü ve vahim durum bağlanılan kişinin güvenilir ya da yetkin biri olmaması durumunda yaşanacaktır.

Bir insanın dönüşümü hiç kimseye bağlı olmamalıdır. Her birey bu dönüşüm süreçlerini gelişen, değişen ve özgürleşen bir zihin yapısına sahip olarak gerçekleştirmelidir. En doğrusu ve sürekli olan da bu olacaktır. Aksi halde bağımlı bir kişilik yapısı söz konusu olacaktır.

Bir de bu alanda yaygın olan şov kısmına değinmeden bitirmeyelim. Kişisel gelişim adı altında yapılan ve yüksek bedeller talep edilen şov ağırlıklı eğitim veya sahne gösterileri anlık enerjiler üretmekten ya da argo tabirle gaza getirmekten başka bir amaç taşımazlar. Çoğu zaman edinilen kazanımlar sabun köpüğü gibi yok olurlar. Burada içselleştirilmeyen bilgiden, yani deneyimlenmeyen bir hayattan söz edebiliriz.

Son olarak bir diğer sorun da spiritüel konuların kötüye kulanıma açık ve ruhani yapısı, kişisel gelişim kavramının tartışılır olmasına neden olmuştur. Spiritüel konuların yanlış kişilerin elinde bir canavara dönüşmesi, yapısı itibariyle kaçınılmazdır. Ancak kişisel gelişim alanının salt spiritüel konulardan oluşmadığı ayrımını da yapmak gerekir. 

Paylaş |                      Yorum Yaz - Arşiv     
338 kez okundu

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yapmak için tıklayın