• Anasayfa
  • Favorilere Ekle
  • Site Haritası
  • https://www.facebook.com/kuantumzeka.ugur
  • https://plus.google.com/kuantumzeka/posts
  • https://www.twitter.com/kuantumzeka
KUANTUM ZEKA ÇIKTI
FACEBOOK'TA TAKİP EDİN
TWİTTER'DA TAKİP EDİN
INSTAGRAM'DA TAKİP EDİN

ÇOK OKUNANLAR

  • 6- BEN VE SEN ANLAYIŞI YERİNE BİZ BİLİNCİ - 17/08/2016
  • Ben ve Sen Anlayışı Yerine Biz Bilinci[1]


    İnsanoğlunun özünü oluşturan aşamalı bir var olma anlayışı ve iletişim yöntemi vardır. Prof. Dr. Doğan Cüceloğlu buna ‘ben, sen ve biz anlayışı’ demektedir. Bu anlayışların aşamalı olması bebeklik döneminde ‘sen’, ergenlik döneminde ‘ben’ ve yetişkinlikte ise ‘biz’ bilincine uygun davranışlar sergilenmesinden kaynaklanmaktadır.

    Çoğu insan bu dönemlerinde bu sıralamaya uygun bilinç yapısındadır; ancak ergenlik döneminde sosyal öğrenmenin etkisiyle çevre-sindeki olgun insanları örnek alarak ‘biz’ bilincine ulaşan bireyler var-dır. Ya da çocukluk döneminde biz anlayışına uygun iletişim ve davranış geliştirebilen bireyler olabilir. Tam tersi durumda olan, yani hâlâ yetişkinlik sürecine gelemeyen ve ‘sen’  ya da ‘ben’ anlayışında çakılıp kalmış yetişkin insanların olduğu gibi[2].

    Şimdi bu ‘sen, ben ve biz anlayışları’nı biraz açalım ve iletişimdeki rolleri üzerinde duralım.

    Öncelikle ‘sen anlayışı’ bağımlılığı ifade etmektedir. Bir bebeğin annesine olan bağımlılığı gibi bir özellik, sen anlayışının temelini oluşturur. Bu anlayıştaki bir birey, diğer insanlara aşırı bağımlı olmak-ta ve acizlik duygusunu yaşamaktadır. Bu kişiler, hiçbir şey için sorumluluk almaz ve sorumluluklarını başkasına bırakırlar. Denetlen-mek ve yönetilmeye muhtaç bir karakter sergilemektedirler.

    ‘Ben anlayışı’ndaki bireyler ise her şeyi kendilerinin bildiğini düşünürler ve farklı fikirlere kapalıdırlar. Bu yüzden de diğer insanlara karşı güven ve saygı duymazlar. Onları sürekli denetleme ihtiyacı duyarlar.

    Ben anlayışı, sen anlayışını oluşturan asıl unsurdur. Ben anlayışının hakim olduğu aile ve çevrede yetişen bireylerde sen anlayışı oluşmaktadır. Ben anlayışı içinde olan kişi işbirliği içinde olamaz, diğer insanlarla eşit ilişkilere giremez, sürekli denetlemek ve onlara baskın olma çabasındadır. Bu açıdan ben anlayışının hakim olduğu bir ailedeki bireyler sürekli denetlenen, güvenilmeyen ve aşağılanan bir duruma maruz kalırlar. Bunun sonucunda da bağımlılığın ve acizliğin hakim olduğu karakterler oluşmaktadır.

    Bu anlayış tarzlarının asıl acı tarafı da insanların içinde bulundukları duruma göre sen ya da ben anlayışı içinde olmalarıdır. Örneğin; sen anlayışı içinde olan bir kişi, kendinden daha aciz birini gördüğü zaman ben anlayışına geçebilmektedir. Biraz daha somutlaştırmak gerekirse; kaynanasından baskı gören birinin gelinine aynı şekilde davranması ya da babasından baskı gören bir adamın kendi çocuklarına da aynı şekilde davranması gibi toplumdaki bu anlayış şekli, bana hep ilginç ve acı gelmektedir.

    Peki, ulaşmamız gereken ve olmasını arzu ettiğimiz asıl bilinç yapısı ne olmalıdır? Bu anlayış insani yapıyı temel alan, iletişimin insan insana olmasını sağlayan ‘biz anlayışı’ olmalıdır. ‘Biz’ ile ifade edilmek istenen bir bütünün parçası olduğumuzun farkına varmaktır. Biz bilinci bir olgunlaşma sürecini takip eder ve bu süreçte ‘öğrenmek’ en önemli unsurdur.

    Birey, kendi dar kişisel sorunlarının içinde boğulmaktan kurtulup

    onların üzerine çıktığı ve insanların tümünün sorunlarıyla

    ilgilenecek hale geldiği zaman yaşamaya başlar.

    - Martin Luther King

    ‘Biz bilinci’ndeki bir insan, kendini bütünden ayrı ve farklı görmez. Bilir ki insanlar; dünya ve evren, yani her şey kendi nasılsa ona göre şekil ve durum alır. Hiçbir zaman olay, durum veya koşullardan kendilerini soyutlamazlar. Yani bilindik ve geleneksel bir kader anlayışına sahip değildirler.

    Biz bilincinin temelinde sorumluluk duygusu vardır. Her türlü ilişkide güven, saygı ve sevgi vardır. Bu açıdan biz bilincinin oluşması aileyi de kapsayan sevgi temelli bir süreçtir.

    Toplumların bu bilinç düzeyini içselleştirmiş bireylerden oluşması siyasi, ekonomik ve sosyal; yani her yönden gelişimi sağlayacak en önemli unsurdur. Örneğin biz bilinci gelişmiş bir birey yerlere çöp atmaz, tükürmez, topluma açık yerlerde uygunsuz davranmaz, canlı ya da cansız hiçbir şeye zarar vermez, vs. En önemlisi de bu davranışları başka insanlar ne der diye değil, içsel motivasyonla yaparlar.
    Örnekleri çoğaltmak mümkün ve bu açıdan baktığımız zaman görülecektir ki ‘biz bilinci’ni oluşturmak, ailede başlayan eğitim; hayatın içerisindeki öğrenme, olgunlaşma ve birey olma süreçlerini kapsamaktadır.

    Mutluluk, başarı ve hayata dair ne varsa bunları elde etmek, yaşadığımız bu çok boyutlu sistemde bir şeyleri doğru anlayıp yapmakla mümkün olacaktır. Bu bir şeylerin en önemlilerinden biri de ‘biz bilinci’dir.

    Ben ve sen düzleminden çıkamayan kişiler, yaşadıklarını zannetseler bile hayatı tam anlamıyla yaşayamayacaklardır. Muhtaçlık (sen) ve hükmetme (ben) arzuları her defasında karşılarına yüksek duvarlar örecektir. Gerçek özgürlüğü ve sevgiyi tadamayacaklardır ne yazık ki.

     

    Eğitimci ve Yazar UĞUR KALKAN 



    [1] Prof. Dr. Doğan Cüceloğlu’nun ‘İçimizdeki Biz’ kitabından yararlanılmıştır. Daha kapsamlı bilgi için yazarın kitaplarını öneririm. ‘Biz bilinci’ yazarın çoğu kitabının ana teması olarak kullanılan bir kavramdır. Biz bilincinin gelişmesinin birey ve toplum açısından son derece önemli olduğunu düşünüyorum ve bu konuda sorumluluk hissediyorum. Bu açıdan kitabımda da bahsetmek istedim. Ne kadar çok insanın ‘biz bilinci’ni kavramasını sağlayabilirsek bireysel ve toplumsal açıdan da gelişiriz diye düşünüyorum.

    [2] Doğan Cüceloğlu bu tür durumları tanımlamak için ‘Yetişkin Çocuklar’ kavramını kullanmaktadır.