• Anasayfa
  • Favorilere Ekle
  • Site Haritası
  • https://www.facebook.com/kuantumzeka.ugur
  • https://plus.google.com/kuantumzeka/posts
  • https://www.twitter.com/kuantumzeka
KUANTUM ZEKA ÇIKTI
FACEBOOK'TA TAKİP EDİN
TWİTTER'DA TAKİP EDİN
INSTAGRAM'DA TAKİP EDİN

ÇOK OKUNANLAR

  • 4- DETERMİNİZM VE ÖZGÜR İRADE - 03/09/2014
  • Determinizm ve Özgür İrade


       Determinizm; evrende gerçekleşen olayların çeşitli bilimsel ve fizik yasaları ile belirlenmiş olduğunu ve bu belirlenmiş olayların gerçekleşmesinin zorunlu olduğunu öne süren öğretidir. Yani klasik öğretiye göre her şey belirlenmiştir ve değişmesi mümkün değildir. Diğer bir anlatımla evren, gözlemcinin iradesinden bağımsızdır.
       Klasik öğretiye göre günlük hayatta aldığımız kararlar, düşünceler, eylemler, ahlaki tercihler belirlenmiş ve kesin kurallar içerisindedir. Özgür iradenin bir yanılsama olduğu ve bize özgü sandığımız hareketlerimizin sadece bilimsel yasaların işleyişi olduğu savunulur. İnsanın iradesi nedenler zinciri ile gelişen bir durumdur ve bu durumda insanın etkisi yoktur. Sadece nedenler ve sonuçlar vardır.
       1820'li yıllarda ‘Evrenin parçası olan insan; kurallar içinde işler ve özgür iradesi yoktur.’ önermesi hâkimken 19. yüzyılın sonunda kuantum teorisi ile birlikte determinizm görüşüne zıt fikirler ortaya atıldı ve mikro seviyedeki gelişmeler determinizm anlayışını bazı açılardan değiştirerek fizik yasalarının indeterminist olduğu, yani mikro seviyede sabitliğin olmadığı anlayışı işlenmeye başladı.
       Klasik öğretide kararlarımızı; mekanik, ekonomik, toplumsal, tarihsel, deneysel, psikolojik, sosyolojik, ahlak ve hukuk determinizmi içerisinde veririz. Bu alanların isimlerinden de anlaşılacağı üzere insan iradesini; kendi dışındaki nedenler, ekonomik etkenler, toplum değişkenleri, tarihi olaylar, bilimsel gerçekler, bilinçaltı kayıtları, diğer insanların etkileri, ahlak ve hukuk kuralları gibi etmenler etkiler.
       Görüldüğü gibi klasik öğreti, iradeyi farklı açıların belirlediğini ve kararlarımızı özgürce veremeyeceğimizi söyler. Kararlarımızı yaşadığımız dünyanın şekillendirdiği üzerinde durur. Ancak kararlarımızı verirken yaşadığımız dünya ne kadar önemliyse bilinç dışı zihnimiz de o derece önemli olduğu kuantum dünce sistemi içinde geçer. Şu da bir gerçek ki, bilinçaltımızı oluşturan kalıplar bu dünyadaki öğrenmelerden elde edilir.
       Determinizm halen en yaygın ve insan mantığıyla örtüşen bir görüş olmakla birlikte, 1927 yılında kuantum fiziğinin önemli bilimadamı Werner Heisenberg Belirsizlik ilkesini öne sürdü ve yapılan tüm deneyler sonucunda maddenin konum ve hızının birbirine kıyasla net olarak ölçülemeyeceğini belirtti. Heisenberg bu durumu ‘doğa belirsizliklerle vardır ve belirsizlikler doğanın bir parçasıdır.’ şeklinde açıklar.
       Olasılıkların varlığından bahseden bu ilke, determinizmin ‘her şeyi kesin olarak belirleyebilme’ önermesinin zıttıdır. Ancak tekrar hatırlatıyorum, kuantum fiziği ile ilgilenen bilim adamları bu ilke ve benzeri yasaların mikro seviyede geçerliğini koruduğunda ısrarlıdır. Yani makro boyutta olasılıkların gerçekleşebilme ihtimallerinin hesaplanamayacağını ve bu dolayısıyla bilimsel bir gerçeklik ortaya konulamayacağını belirtiyorlar.
       Sonuç olarak mikro seviyede her şey olasıdır; ancak makro seviyedeki her şeyin bağımsız ve sonsuz olasılıklı olduğu yorumları bilimsel bir gerçeklik taşımamaktadır. Ayrıca makro dünyayla mikro dünya arasına nerede sınır çekileceği ve belirsiz mikro dünyadan determinist makro dünyanın nasıl türediği cevaplanamamaktadır.
       Bilimin bu konuda cevapsız kalmasıyla tartışmalar felsefe ve inançlar üzerinden sürmektedir. İnsanın bu dünyadaki varlığının sorgulandığı birçok felsefe tartışmalarında, insanın eylemlerinde özgür bazı alanlarının olması ve bu hayatın sorumluluğunun alınması açısından özgür iradeyi önemle vurgulanmaktadır.  

       Biraz da özgür irade konusuna değinecek olursak, özgür irade tanım olarak; kişinin eylemlerini arzu, niyet ve amaçlarına göre kontrol altında tutabilme ve belirleme gücüdür. Kişinin belli eylem ya da eylemleri gerçekleştirmede ser­gilediği kararlılık; belli bir durum karşısın­da, gerçekleştirilecek olan eylemi, herhangi bir dış zorlama ya da zorunluluk olmaksı­zın, kararlaştırma ve uygulama gücü; eyle­me neden olan eylemi başlatabilen yetidir.
       Her bireyin bir iradesi ve davranışlarını da bu iradeye göre sergileme özgürlüğü vardır. Özgür irade, kader anlayışıyla çokça karıştırılan bir kavramdır ve sınırlarının tartışıldığı bir konumdadır. Aslında hayata dair kararlarımızın ne kadar özgür olduğunun cevabı herkesin kader inancında yatmaktadır.
       Kader; Allah’ın olacak her şeyin ne zaman ve ne şekilde olacağını, ezelisi ilmiyle bilmesi, tespit ve tayin etmesidir. Yaratıcı ezeli bilgisiyle zamana ve mekana bağlı insanoğlunun nasıl bir hayatı olacağını elbette önceden biliyor. Burada hiç şüphe yok; ancak dini kaynaklara göre bu bilgi insanı seçimlerde zorlayan bir bilgi değildir. Allah insanı diğer canlılarda olmayan irade özelliğiyle yaratmıştır. İnsanlar ahlaki, toplumsal, bireysel kararlarını verirken sorumlu oldukları iradesiyle vermektedirler.
       Özgür iradeyle verdiğimiz kararlarda da determinist yasalar şu şekilde önemini korumaktadır. Kesin olarak belirgin olan bir yasa çerçevesinde vereceğimiz bir karar, bu seçimin ne kadar doğru olacağını belirleyecektir. Örneğin; yer çekimi kanunu olarak belli bir yasa çerçevesinde, kendimizi yüksek bir yerden bırakmamız, bizim bu kararımızı intihar olarak niteleyecektir. Özgür irade konusunda determinist yasaların önemi burada yatmaktadır.
       Özgür iradenin hayatta kişiye verdiği sorumluluk açısından son derece önemli bir yeri vardır. Aksi halde insanların tüm eylemlerinden muaf olması gerekecektir. Örneğin; suç işleyen azılı bir katilin, bu suç eyleminden ‘kaderimiz böyleymiş’ diyerek kendini soyutlaması hiç birimizi tatmin etmeyecektir. Ders çalışmamak, keyfi yaşayarak zamanı boşa harcamak, maddi gücünü hesapsızca eritmek ya da iyilikler yapmak, ihtiyacı olana yardım etmek, kendini her açıdan geliştirmek, vb. gibi örnekler birer kaderdir; ancak kişinin özgür iradesiyle gerçekleştirdiği ve irade kullanarak sorumlu olduğu olaylardır. Tabi ki yaşadığımız yer, anne ve babamız, bedenimizin yapısı, saçımız, göz rengimiz, vs. mutlak kaderdir. Anlatmaya çalıştığım irade ortaya koyabileceğimiz alanlarla ilgilidir.
       İnsanların hayata dair pişmanlıkları, suçlamaları da bu iradeyi zamanında doğru açılardan kullanamamaktan oluşmaktadır. ‘Ah şimdi ki aklım olsaydı’ gibi söylenmeler insanların iradelerini doğru zamanda ve yönde kullanamadıklarının ispatıdır.
       Bu açıdan mutlu ve başarılı olmak adına irade ortaya koymalıyız. Tüm imkansızlıklara rağmen Yaratıcının insana verdiği ayrıcalığı doğru kullanmalı; çalışma iradesini ve bu hayatın sorumluluğunu üzerimize almalıyız. Böylece elimizden gelenin en iyisini yaptıktan sonra kaderimiz diyerek tevekkül edebiliriz.

    Uğur KALKAN / Eğitimci - Yazar